Sosyal Medya

FacebookTwitterRSS

3.Yargı Paketindeki Karşılıksız Çeke Ceza ve İcra Haczini Kaldıran Değişikliklere Karşı Açık Mektup

Sayın Genç Baro Üyeleri

 

Yargının Hızlandırılması ile ilgili kanun tasarı ile beraber son dönemde kulaktan kulağa fısıltı halinde dolaşan söylenti; borçlarından dolayı icra takibine uğrayan vatandaşların ev eşyalarına el konulamama hali ve KOBİ’ler olmak üzere işletmelerin üretim araçlarına el konulmama ve bir işletmenin üretimini sürdürebilmesi için zorunlu olan araçlara icra yoluyla haciz getirilemeyecek olması ayrıca karşılıksız çeklerde ki hapis cezasının kaldırılacağı yönünde ki söylenti bir tasarıya dönüştü ve bu tasarı adalet komisyonuna ulaştı. Hükümetin ve yasama organının ayrı organlar olduğu bir gerçektir. Ben bir avukat olarak uyarma borcumu hükümet ve yasama organı nezdinde bireysel bağlantılarımla gerçekleştirmeye çalışmaktayım. Bu sebeple lirik bir dille de olmasa da meclisten geçmesi halinde yeni yargı reformunda ki üç başlık ile iç piyasalarda yaratacağı durum vahim sonuçlar doğuracaktır.

 

Öncelikle Yeni yargı reformu ile beraber konu üç başlıkta ki değişiklik iç piyasa da ilk kez iş yapacak ticarete atılacak kimselerin üreticiden mal almasında kişileri zora sokacaktır. Piyasa koşullarında borçlanmış olana yapılan haciz baskısı ile alacağını hukuk yolu ile tahsil edeceğine inanan şahısların cezai ve haczi hükümlerin ortadan kaldırılması ile yarın bir gün devletin sağladığı bu güven ortadan kalktığında piyasada ki mal alma ve verme ilişkileri yavaşlayacaktır. Bu ticaretin yavaşlaması ile iç piyasada ki daralma eminim ki gözle görülecektir.

 

Ana üretici ve üreticiden mal alımı yapan şirketlerin yanında Türkiye’nin tüm bankaları Kredili Mevduat hesapları ile tüccar ve sanayicilere kredi kullandırmaktadır. Burada temel işlem olan hesap sahibinin ticaretinde 3. şahıslardan aldığı kambiyo evraklarının kıymetinin belirli bir oranı ile bankalardan kullanabildiği kredidir.  Kıymetli evrakların süresinde tahsil edilememesi halinde icra yoluyla tahsilâtın yeni yasala

rla imkânsız hale gelmesi ile bankalar bu kredi yolunu da kapatacaklardır.

 

Türkiye ne yazık ki soruşturulamayan mal ve mülk ülkesidir. Kişi ticaretten kazandığı gelir ile şirketi veya kendi şahsına mal varlığı edinmemektedir. Bunu eşi veya 3. şahısların üzerine edinerek dolaylı olarak mal kaçırmakta olan bir ülkedir. İcra alanında çalışan bir avukat olarak söylüyorum ki ticaretten kazandığını şirketine veya kendi üzerine yapmış çok az sayıda tüccar vardır. Özellikle de evrakı karşılıksız çıkmış bu kimselerde çok az görülen bir eğilimdir. Karşılıksız çekin cezasının kaldırılması ve haciz yollarının kapanması ile bugüne kadar borcunu ödememiş borçlulardan alacak tahsili gene o borçluların insafına kalacaktır. Borçlulara karşı yapılan icrai işlemler alacaklı ve borçlu nezdinde devletin egemenlik gücüdür. Alacağını devletin himayesi ve varlığı altında tahsil edemeyen vatandaşın hukuk normlarına ve hukuka saygısı da olmayacaktır.  Çünkü kanun tasarısının Adalet Komisyonundan geçtiğini öğrenen bütün Esnaf Ağabeyler Millet meclisi ve Hükümet bu yasalarla dolandırıcıları koruyor. Artık biz silah zoru ile mi alacağımızı alalım diyor.

 

Vatandaşın hukuka inancının yok olması demek alacağını tahsil yolunda devlet haricinde başkaca kişilere veya örgütlenmelere yönlenmesini doğuracaktır. Buda 80li ve 90lı yıllarda Türkiye’nin çokça başını ağrıtan mafya olgusunun yeniden hortlamasını sonuçlayacaktır.

 

Türkiye’de borcunu ödemeyenin korunmasına yol açacak bu yargı reformu ile beraber ticaret yapmak isteyene bir fırsat veren üretici ve hizmet sağlayıcılara bir nevi siz kusurlusunuz ödemeyecek şahsa niye mal veya hizmet sağladınız denmektedir. Karşısındakinin ödeyeceğine inanarak mal veya hizmet veren bu ülkenin dinamosu olan Sanayici Tüccar ve Hizmet sağlayıcısı dürüst vatandaşını da sende ödeme sende borçlan nede olsa kimse evine gelemez kimse işyerine gelse bile icra uygulayamaz diye teşvik etmektir.

İcra baskısı veya ceza kanunları hükümleri ile cezaevine giren veya ev eşyaları kaldırılarak psikolojisi bozulan insanların yanında bu devlet gücünden korkarak borcunu ödeyen o kadar fazla insan var ki sözde mağdurum diye feryat figan edenler devede kulak kalır.

Bu nedenle dürüst namuslu tüccarın elinde kötüniyetli karşılıksız çeki kesene karşı yapabileceği en son devlete dayanma gücü elinden alınmamalı.

 

Bu ve bu gibi gerekçeler uzatılarak kanunun yanlışlığı anlatılabilir.  Ancak burada biz avukatlar olarak büyük çoğunluğumuz icra işi ile uğraşmaktayız hiç uğraşmayanımız bile davada aldığı sonucu icraya koymaktadır. Müvekkillerimiz icra edilememiş alacakları için bizlere artık ne dava verecektir ne de kıymetli evrak verecektir. Sonucunda alınamayacak alacaklar için açılacak takip ve davaların önemi kalmayacaktır. Yaptığımız meslek bu noktada kaosa sürüklenecektir. Mesleğimizin işlevselliği ortadan kalkmaktadır. Kendi yağı ile kavrulan serbest meslek erbapları olarak kapılarımıza kilit vurmak durumu ile karşı karşıya kalacağız. Bu ailelerimiz bizler yanımızda çalışan binlerce insan için felaket olacaktır.

 

Bu iletiyi gerekçelendirerek uzun uzadıya yazabilirdim. Ama içimden geldiği gibi yazıyorum. Ankara’nın dar ve sığ konuyu tek düzlemde gören hayatında ticaretin risklerini bilmeyen Bürokratları ve ticareti risk alarak yapmayan tüccarlarına ve yüksek makamda oturan birkaç oda ve kuruluş başkanına çekteki cezaları ve hacizleri kaldıralım mı diye sorduktan sonra bu konuyu Merter’de Laleli’de sanayi bölgelerinde çek ile bono ile ticaret yapan tüccarlara, bizim gibi basit yerel avukatlara da sormadan bu değişikliğin meclisten geçmemesi gerekmektedir.

 

Bu bağlamda bu yanlışın giderilmesi gerekli baskının TBMM, ADALET  BAKANLIĞI ve gerekli her platformda sağlanabilmesi için bir araya gelmeyi teklif ediyorum. İletişim bilgilerim aşağıdadır. İlgili arkadaşların isteği halinde yüz yüze görüşmek dileğiyle … Yarın çok geç olabilir.

 

 

 

 

 

 

Av. Ulaş Hüseyin Telli

TELLİ HUKUK BÜROSU

Merkez Mh. Hanımefendi Sk. Barış Apt. 21/5 Şişli / İST

Tel: 90-212- 230 8910

Direct: 90-533- 4871333

Fax: 90-212- 2475204

3.Yargı Paketindeki Karşılıksız Çeke Ceza ve İcra Haczini Kaldıran Değişikliklere Karşı Açık Mektup için toplam 16 yorum yapmış

  1. aydin Cevapla

    22 Ocak 2012 - 23:46

    Sevgili, Avukatlar

    1- Siz para kazanacaksınız diye herkesi helede ticarette çekini alacaklarını alamadığı için yada icra iflas yasalarındaki çarpıklardan ötürü mağdur olmuşları Dolandırıcı olarak niteleyemezsiniz böyle bir hakkınız yok.
    2- Ticareti yada sanayiciliği ne kadar biliyorsunuz ki ticari hayatla ilgili yorumlar yapıyorsunuz. Hayatınızda kaç kere donunuza kadar riskle ürettiniz her türlü sorun ve engellemelere rağmen malınızı gümrüklerden ihraç edip KDV nizi geri aldınız. Önce üretin sonra bir 30 yıl geçirin ve sonra da kobi olarak deneyimlerinizi paylaşın.
    3- Ben bir sanayici olarak şahsen çok az avukat biliyorum aslan gibi işini yapan Sizler genç aukatlar olarak 3 5 yıl okuyup herkese hakim ortak olacağınızımı sanıyorsunuz. Derdiniz tefecilerin çeklerinin tahsiltaının size sağladığı ballı kaymaksa kusura bakmayın ama bu çağ dışı yasa ya son bulacak yada halk artık bu memleketi terk edecek Artık yeter sizlerde işinizi adam gibi yapın sırf kazzancınız için fabrika talan etmek evlerde kadınları çocukları baskı unsuru olarak kullanıp daha fazla kirli para kazanamazsınız. Herkes hata yapar ki yaşadığımız memlekette devletçiliğin müteşebbisliğin ne demek olduğunu sorunları ekonomik problemleri en azından duymaktasınız. Bir inekten süt almak için bile önüne ot koyar başına veteriner diker onları bir çatı altında tutarsınız. Peki bu ülkenin üreten ineklerinin hangi zorluk ve ekonomik kural dışılıklarla mezbahalık edildiklerini bilmiyormusunuz. Hani veterineri,hani otu ama sütüne hemde % 60 bu millet ortak 30 yıldır ürettim ürettiklerimi dünyaya sattım tek kuruş hibe tek kuruş destek almadan ve bir gün sayın faktorin g avukatlarının ellerinde cirom olan çek keşidecisi iflas erteleme alıyor diye vadesine bakılmaksızın işleme sokup fabrikamı talan eden sizin hukuk anlyışınız değilmi toplam 987 bin tl yi 3 trilyonluk şirketle kapatmadınız bile 100 ün üzerinde çalışanı işinden ettiniz bitmedi işinden olanlarıda birkaç ay sonra taksitlerini ödeyemedi diye evlerinde talan ettiniz sizin hak adalet anlayışınız bumu?
    Ayıptır utanmadan kalkmış birde beni hapse tıkacak yasalar pardon kozunuz olan yasalar elinizden alınıyor diye utanmadan sıkılmadan hemde sözde hukukçu kimliğinizle feryat ediyorsunuz.
    Yazıklar olsun sizin hukuk anlayışınıza beni parçalarken çekin vadesini gözetmediniz 10 tl lik makinama 1 tl yazdınız tüm çekleri 2 kere ödeyecek kredimin olduğu bankadan 3 kuruşu kapmak için kredilerimi bile kapattırdınız bunu sözde adalet için yaptınız utanmaz arlanmazlar sizin müvekkilleriniz faktoringler peki 6 ay öncesinden yazdırıp işleme soktuğunuz çeklerden vade farkını düştünüzmü? yada al sana 6 ay dedinizmi
    Sakın bana sizin hukuk anlayışınızdan bahsetmeyin
    Siz gidin bunların ne demek olduğunu bilmeyenlere anlatın sizin hukuk anlayışınızı
    Bu millet sizin gibi hukuk anlayışı olanlardan artık kurtuluyor
    İçerde yatan çek suçlusu dedikleriniz kaç tanesi dolandırıcı sayın avukatlar söyleyin kaç tanesi dolandırıcı % 1 bilemdin 2 peki % 98 ne yazık aklınızı başınıza toplayın. Bu millet sizi tanıyor artık kendinize gelin

    • Celal Toparlaklı Cevapla

      03 Şubat 2012 - 11:21

      Avukat Ofluoğlu hocanın barolara verdiği cevap zaten tokat gibi barolar boş konuşuyor.

      Türkiye Barolar Birliği’nin açıklaması talihsizlik
      HUKUK YOKSULLAŞAN KESİMLERİN MEZAR KAZIYICISI MI?

      Bir taraftan küreselleşme ve diğer yanda 1980 de 24 Ocak Kararları ile başlayan, 2002 yılından sonra hızlanan özelleşme ve tekelleşme on binlerce KOBİ’nin iflasına neden oldu..Şaka değil 2001 yılında toplam dosya sayısı 6 milyon 131 bin 968, 2009 yılında bu sayı 14 milyon 401 bin 404 e ulaşıyor.. Bu rakamlar Adalet Bakanına ait. CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibet’in soru önergisi üzerine bakan açıklıyor..Bugün ki sayıyı bilmiyoruz ..Artış trendi ve 2008- 2009 krizini göz önünde bulundurursak bu sayının 20 milyon civarında olduğunu söyleyebiliriz..Nerede ise ülkemizde her 4 yurttaşdan birisine bir icra dosyası düşüyor.. İşte bu insanlar ve onların aileleri ev eşyalarının haczedilmesi tehdidi altında..Yargıyı Hızlandırma paketi ile getirilen değişiklikler olmasa bile mevcut İİK’nın haczedilmezlik başlığı taşıyan 82. maddesi hukuka uygun olarak uygulansa ev eşyalarının haczi mümkün değil..82/3. maddesi ne diyor?
      Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası, HACZEDİLEMEZ..
      Günümüz koşullarında buzdolabı gerekli bir ev eşyası değil midir? Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte buzdolabını lüzümlu ev eşyasından görmeyebilirsiniz, ama bugün yiyecekler artık organik değil..Hiç bir aile buzdolapsız yaşayayamaz..Çocukların sütleri buzdolapsız bir gün bile saklanamaz.. Hiç bir yiyecek günümüzde buzdolapsız saklanamaz.. TV eğlencenin yanı sıra bir eğitim, kültür ve sosyal araçtır ve çağımızda vazgeçilemez bir ev eşyasıdır… Mali müşavirlerin bilgisayarlarını meslek ve sanatın devamı için lüzümlu eşyadan görmeyen icra hakimleri buzdolabı ve televizyonları ev sakinleri için tabii ki gerekli eşyadan görmezler..
      Kim diyebilir ki bir mali müşavir mesleğini bilgisayar olmadan yürütebilir?
      Kim diyebilir ki buzdolabı bir aile için gerekli değildir?
      Hukuk yoksullaşan sınıfların mezar kazıyıcısı mı?
      Süper market gibi olgular KOBİ’leri silip süpürüken, diğer yanda küresel rekabet KOBİ’lerin belini kırmaktadır. Bütün bu gelişmeler 19. Yüzyılda batıda yaşanırken halkın imdadına sosyal demokrasi yetişti.. Avrupa sosyal demokratlarının uygulamaya koyduğu politikalar vahşi kapitalizmin gelir dağılımında yarattığı derin uçurumları azalttı, sosyal politikalar ile halk sınıflarını rahatlattı. Marksistler sosyal demokrasinin bu uygulamaları yüzünde onlara “kapilalizmin stepnesi” dediler.. Biz de sosyal demokrat olduğunu söyleyen partiler yoksullaşan kesimlerin dertleri yerine türbanla uğraşmayı yeğiliyorlar.. Ne gariptir ki tekelleşme ve yoksullaşmaya neden olan AKP iktidarı aynı zamanda muhalefetin de görevini yapıyor ve önlemler alıyor.. Çek cezalarını kaldırıyor, ev hacizlerini sınırlayan tasarı gündemde.. Hak ve adaletten yana olması gereken barolar ise aralarındaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakıp yoksul halka karşı birleşebiliyorlar.. TBB başkanı Ahsen Çoşar ile Ankara Barosu başkanı Metin Feyzioğlu ve İstanbul Barosu başkanı Ümit Kocasakal farklı siyasi görüşlere sahip olmalarına rağmen yoksul halka karşı birleşebiliyorlar.. Bunlar çok yakıcı gerçekler..AKP iktidarı hem iktidar ve hem de muhalefet görevlerini birlikte yürütüyor.. Bizim solcular, kemalistler AKP nin seçimlerde % 50 oy almasına çok daha şaşıracaklardır.. Halka rağmen halkçılık olmaz..
      Sosyal devlet kavramı anayasaya 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra girdi.. Bu kavramın anayasaya girmesi öyle durup dururken olmadığı gibi halkın mücadelesi ile de olmadı.. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerine sınır olan Türkiye’e NATO’nun ileri karakolu idi ve Turkiye’de ciddi biçimde tehdit altındaydı..Bu yüzden NATO’nun patronu Turkiye’ye kayıtsız kalamazdı. 27 Mayıs Anayasa’sına sadece sosyal devlet kavramı konmadı, planlı ekonomi de mevzuata dahil edildi. Kısaca NATO kominizm korkusundan ötürü Türkiye’de liberal ekonomi dayatmasında bulunmuyordu, ta ki 1978 itibaren sosyalist blokun gerilemeye başlamasına kadar.. 1980 de Turgut Özal tarafından Milton Friedman modeli hayata geçiriliyor ve bu tarihten sonra çeke ceza geliyor, İİK da köklü değişiklikler yapılıyor, vergi yasaları değiştiriliyor..Kominizm tehlikesinin kalkması ile vahşi kapitalizm hayata geçiriliyor.
      Sosyal devlet kavramı 1982 Anayasa’sında da korunuyor..Anayasanın 5. maddesi aynen şöyle diyor:
      V. Devletin temel amaç ve görevleri
      MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
      5. madde devlete kişilerin ” temel hak ve hurrriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya ..” çalışma görevi yüklüyor.. Anayasanın bu maddesi karşısında borç alacak ilişkisinden de kaynaklansa kişilerin yaşamlarını idame ettirme hakları ellerinden alınamaz..Kişilerin temel hak ve hurriyetleri ” sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak surette..” sınırlanamz.. Kişilerin en temel hakkı yaşama hakkıdır.. Oysa bugün yapılan ev hacizleri ile kişilerin yaşamsal ev eşyaları haczedilerek bu hakları ellerinden alınmaktadır.
      20 milyon icra dosyası müthiş bir sayıdır.. Böyle bir realiteye hiçbir hükümet kayıtsız kalamaz, böyle bir realiteye halka önem vermeyen tepeden inmeci anlayışlar kayıtsız kalabilir.. Bu yüzden iktidarın birçok yanlışına rağmen muhalefet güdük kalmaya devam ediyor..Bu gidiş baroların mevcut yapısını da değiştirecektir..Tarihin akışına karşı hiçbir güç sonuna kadar direnemez..
      Hukuk muhafazakardır, ama hukukun üstünlüğünden yanadır.. Baroların yoksul halkın karşısında yer alması normal karşılanacak bir şey değildir.. Turkiye Barolar Birliği’nin ev hacizleri ve çek cezaları konusunda yaptığı açıklama talihsiz bir açıklamadır, sosyal devlet kavramına, anayasaya aykırı bir açıklamadır..TBBYi sağduyuya davet etmeyi bir yurttaşlık görevi olarak görüyorum..

      • Celal Toparlaklı Cevapla

        03 Şubat 2012 - 12:48

        Artık bu hükümet sizin gibi tefeci avukatlara birşey sormuyor.Sizler malesef avukatlık değil tefecilik yapıyorsunuz ve mafyalaşmışsınız.Sizi bütün Türk halkı biliyor.İcra iflas avukatı denince akıla ilk gelen tefecidir ve yalancıdır oluyor.Lütfen bunu artık kırın.

    • Celal Toparlaklı Cevapla

      15 Şubat 2012 - 17:53

      VE ARTIK BU YASA İÇİN OK YAYDAN FIRLADI GERİ DÖNÜŞ YOK.
      Yargının Hızlandırılması Kanun Tasarısı Alt Komisyona Gönderildi Haber Yayın Tarihi : 15.02.2012 11:41
      Ankara Haber Ajansı [3362266]
      TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan 88 maddelik yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesini amaçlayan kanun tasarısı muhalefetin teklifleri ile birleştirilerek alt komisyona gönderildi TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan 88…

      TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan 88 maddelik yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesini amaçlayan kanun tasarısı muhalefetin teklifleri ile birleştirilerek alt komisyona gönderildi TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan 88 maddelik yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesini amaçlayan kanun tasarısı muhalefetin teklifleri ile birleştirilerek alt komisyona gönderildi.

      TBMM Adalet Komisyonu’nda Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı görüşüldü. Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü başkanlığında toplanan komisyonda Adalet Bakanı Sadullah Ergin de hazır bulundu. Toplantının başında tasarının yanı sıra aynı yönde muhalefet partilerinin de 8 kanun teklifinin bulunduğu belirtildi. CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, görüşmelerin tasarı üzerinden değil teklifiler üzerinden yapılıp alt komisyonda harmanlanmasını, bütün siyasi partilerin ilgililerle bir beyin fırtınası yapmasını istedi.

      Komisyon Başkanvekili Köylü, hükümet tasarısında 25 kadar kanunda değişiklik önerildiğini, bu nedenle tasarıyı esas alacaklarını, ama sırası geldikçe tekliflerdeki de değerlendireceklerini söyledi. TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan 88 maddelik yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesini amaçlayan kanun tasarısı muhalefetin teklifleri ile birleştirilerek alt komisyona gönderildi. Köylü’nün açıklamalarından sonra tasarı ile tekliflerin birleştirilmesine karar verildi.

      Köylü, tasarı ve tekliflerin geneli üzerinde konuşmalar da yapmadan alt komisyona gönderilmesini önerdi. “Takdir komisyonundur” diyen Bakan Ergin, çok sayıda yasada değişiklik içeren 88 maddelik tasarının tekliflerle birleştirilince 100 maddenin üzerine çıktığını belirterek alt komisyona onay verdi. Tekliflerdeki önerilerin de detaylı değerlendirilmesi gerektiğini, o önerilerden de istifade edeceklerini belirten Bakan Ergin alt komisyon sonrası değerlendirmeleri yapacaklarını söyledi.

      CHP’li Öztürk, verdikleri iki kanun teklifi olduğunu belirterek, “Kanun tekliflerimizi gerekçeleri ile altını çizerek okumanızı öneriyorum. Laf olsun diye ayakta hazırlanan siyasi nitelikli teklifler değil. İyi hocalarla emekle hazırlanmış teklifler. Hukukçuların da objektif değerlendirmelerini istiyoruz” dedi. Bakan Ergin, “Çalışıyoruz, çalışacağız dersimize” yanıtı verdi.

      Konuşmaların ardından AKP’den 4, CHP’den 2, MHP’den bir milletvekilinin katıldığı alt komsiyon kuruldu. – Ankara

  2. aydin Cevapla

    22 Ocak 2012 - 23:48

    Biraz yürekliyseniz yorumumu yayınlayın

  3. A.AYDOGAN Cevapla

    23 Ocak 2012 - 00:58

    SAYIN AVUKAT
    YORUMUNUZU HUKUKCU DEGİLDE DAHA ÇOK SANAYİ TİCARET ODASI SÖZCÜSÜ GİBİ YAPMIŞSINIZ
    SİZ TİCAARETTEN PİYASANIM DARALMASINDAN NE ANLARSINIZ? KAÇ YIL TİCARET YAPTINIZ? YADA KAÇ KİŞİ İSTİHDAM ETTİNİZ?
    SAYILARI 100.000 LERİ GEÇEN ÇEK HAPSİNDEN KAÇAN CEZA EVİNDE YURT DIŞINDA OLAN İNSANLAR ÖZGÜR KALINCA HERKES YENİDEN İŞLERİNİ KURUP İSTİHDAM YARATACAAK HİZMET ÜRETECEK EKONOMİYE KATKI SAGLAYACAK
    İŞİN BU TARAFINA BAKTINIZMI HİÇ?
    SAYIN AVUKAT
    HAPİSTE BORÇ ÖDENİRMİ?
    EE ALACAKLI NE OLACAK?
    MALINI VADELİ SATAN HER TÜCCAR TİCARETİN RİSKİNİDE PEŞİNEN KABUL ETMİŞ OLMAZMI?
    AYRICA HİÇ BİR TÜCCAR HAPİS KORKUSUYLA HACİZ İCRA KORKUSUYLA DEGİL İTABARI TİCARETİNİN DEVAMI İÇİN ÇEKİNİ ÖDER…
    SAYIN AVUKAT SİZE BİR SORU SORACAGIM LÜTFEN SAMİMİ CEVAP VERİN BANA DEGİL KENDİNİZE CEVAP VERİN
    ÇEKE HAPİSİ SAVUNURKEN VİJDANINIZ RAHATMI?
    ZOR DURUMA DÜŞTÜN GİR HAPSE ÖYLEMİ?
    ORTA ÇAGDA AVRUPADA BORÇLUYU HAPSE ATIP BORÇ ÖDENENE KADAR ÇIKARTMIYORLARMIŞ…?
    HATTA BİR TEKLİFTE BULUNUN ÇEKİNİ ÖDEMEYENE İDAM VERSİNLER…

    SAYIN AVUKAT
    SİZDE BİLİYORSUNUZKİ KÖTÜ NİYETLİ BORCUNU ÖDEMEYEN DOLANDIRICILARA CEZANIN KALKTIGI DA YOKTUR…
    DOLANDIRICILARIN CEZALARINI ÇEKMESİNE HERKES TARAFTIR…
    EKONOMİK KRİZE SEBEP OLUP ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYENLER CEZA ALIYORMU?
    HUKUKCUYSANIZ BİZİM HAKLARIMIZIDA SAVUNUNUZ
    BU ÜLKEDE HER 5 SENE SÜRMÜYOR Bİ EKONOMİK KRİZ
    BU KRİZZLERLE BOGUŞAN ESNAFIDA SAVUNSANIZA…
    SİZİN DERDİNİZ HUKUKUN ÜSTÜNLÜGÜ FELAN DEGİL…
    İŞLERİNİZİN KESATA GİRMESİ
    DOSYALARINIZIN AZALMASI
    ÇIKAR ÇATIŞMASI…
    …………………….
    SAYGILARIMLA
    A.AYDOGAN

  4. tukay ladre Cevapla

    23 Ocak 2012 - 03:46

    BİR İNSAN HEM AVUKAT OLUP HEMDE BU KADAR…OLURMU?
    AÇIK AÇIK YAZMIŞSIN.BU YASA ÇIKARSA AİLELERİMİZ VE YANIMIZDA ÇALIŞANLAR PERİŞAN OLUR DİYE.BİZ ÇEK MAĞDURLARIDA YASA ÇIKSINDA HAPİS VE HACİZ KORKUSU OLMADAN BORÇLARIMIZI ÖDEYELİM KUL HAKKI KALMASIN DİYE ÇIRPINIYORUZ.ŞİMDİ SÖYLE BAKALIM YÜCE ALLAHIM VE BAŞBAKAN SANAMI YARDIM ETSİN,BİZ ÇEK MAĞDURLARINAMI.
    BUNDAN SONRA YÜCE YARADAN SANA AKIL FİKİR BİZ ÇEK MAĞDURLARINADA SAĞLIK İÇİNDE BORÇLARINI ÖDEMEYİ NASİP ETSİN İNŞALLAH.

  5. AYSEL Cevapla

    23 Ocak 2012 - 10:22

    SAYIN AVUKATLAR BİZLER KAÇMADIK MÜCADELE EDİYORUZ İSTEĞİMİZ BORCUN SİLİNMESİ DEĞİL AİLEMİZİN MAĞDUR OLMAMASI ,AYRICA HAPİSLİK PARA OLMADIĞI ZAMAN DAHA DA KÖTÜ NOKTALARA GETİRİYOR BİZLERİ EVİN BABASI İÇERİ GİRİNCE BİZLER PERİŞAN OLUYORUZ SİZLER DE AİLE ÇOCUK SAHİBİSİNİZ ÇOCUKLARIMIZIN NASIL PERİŞAN OLDUĞUNU BİLEMEZSİNİZ .BİZLER ÖLÜMDEN ÖNCEKİ SON DURAKTAYIZ BAKIN BU KONUDA İNTİHAR EDENLERİ BİR BABA EVLADINA EŞİNE KIYAR MI BİZLER CİNNET AŞAMASINDAYIZ LÜTFEN BORÇTAN HAPİSLİĞİN KALKMASINA VE EV HACZİNİN KALKMASINA SİZ DE DESTEK VERİNİZ .ALLAH BİLE BORÇLUYU SIKIŞTIRMA DER .BİZLER OFİS AÇAMIYORUZ AVUKATLAR TOPLUYORLAR 2 KEZ DENEDİM RAHAT VERMİYORLAR KİŞİ İFLAS EDERSE İNANIN DÜZELMESİ YILLAR ALIYOR BİZLERE RAHAT ORTAM VERİLMEZSE ÖDEYEMEYİZ . İNANMAYAN BENİMLE 1 GÜN GEÇİRİP TELEFONDAKİ TAZYİKLERE NASIL KATLANDIĞIMI GÖRSÜN .LÜTFEN BİZİ ANLAYIN .ALLAH KİMSEYİ DÜŞÜRMESİN BUGÜN BANA OLAN ÇAĞDIŞI KANUN YARIN SİZE OLUR .BİZLER SİZLERDEN AVRUPA İNSAN HAKLARININ MADDESİNE İNSAN HAKLARINA DESTEK İSTİYORUZ .İŞSİZ KALMAZSINIZ .EKONOMİSİ DÜZGÜN ÜLKELERDE AVUKAT İŞSİZ Mİ?SAYGILAR

  6. BURHAN İŞCAN Cevapla

    23 Ocak 2012 - 13:06

    “BU NASIL ADALET?” DEĞİL, “BU NASIL HUKUK?.”
    Bu ülkede “hukuku hukukculara bırakın” diye zırvalayan gukukcular varsa; adalette, hukukda bu şekilde olur. Bu ülkede hukuk varmı ki hukukculara bırakalım. Ya da tersine deyişle, bu ülkede hukukcu mu var ki hukuk bekleyelim?
    YASA VAR, HUKUK YOK.
    Bu ülkede yasa yapmasını bile bilmeyen sözde hukukcular var. Bu yüzdendir ki tüm yasalarımız İTHAL YASA.
    Bizim hukukcu bildiğimiz zevat, bu ithal yasaları, yolsuzluk ekonomisi politikalarına uydurmaya, bu politikalar için yasal boşluk oluşturmaya çalışan aklı eveller. Bu yüzden dir ki; yaptıkları her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırmaktalar. Adalet yorumlarımız saatlerimize benzer, hemen herkesin saati farklı gösterir, ancak her kes kendi saatine güvenir.
    Adalet kimse için az ya da çok olmayandır, ya hepimiz için vardır ya da hiçbirimiz için olmayacaktır.

    EVET YASA VAR, AMA HUKUK YOK. HUKUK OLMAYINCA ADALET ZATEN YOK.
    Bu ülkede ithal temel yasalar var. Mesela, CEZA YASASI var. Bu yasada suçlar ve cezalar ile ilgili temel mevzuat var; ancak uygulama yok. Ceza yasası içinde HUKUKUN TEMEL PRENSİPLERİ VAR. Mesela KANUNİLİK İLKESİ, BİR SUÇA BİR CEZA VERİLİR İLKESİ, MASUMİYET KARİNESİ, KIYAS YASAĞI İLKESİ, CEZANIN SUÇA ORANI İLKESİ, PİŞMANLIK OLUŞTURMA İLKESİ, SUÇTAN OLUŞAN ZARARIN GİDERİLMESİ İLKESİ. Gibi bir çok ilkeler var. Peki hangisi uygulanıyor?
    Sıkıntı bu yüzden.
    Yolsuzluk ekonomisi politikalarında, toplum sorunlarını giderecek yasalar;
    1-Ya, YOLSUZLUKLA MÜCADELE VE ÖNLEME YASASI gibi 2004 ten beri bir türlü çıkarılmaz.
    2-Ya, 10 sene çıkmayı bekleyen yasalar(TİCARET YASASI-BORÇLAR YASASI) çıkarıldıktan sonra yasal boşluklarla işlevsiz kalacak şekle gelmeden YÜRÜRLÜĞE KONMAZ.
    3-Ya, yürürlükte olan yasalar,1905 SAYILI KANUN, SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASINI ÖNLEME KANUNU gibi İŞLEVSİZ BIRAKILIR
    4-Ya da yürürlükte bulunan temel yasalarda, özel yasalarla boşluk oluşturulur.
    ÖRNEĞİN; “SİYASİ SUÇ”, “EKONOMİK SUÇ” kavramları ile oluşturulan kavram karmaşası ile asıl suçluları af etmek için, uydurma suç tipleri ile suçlanan masumları aynı kategoride toplarsınız. Masumlar af edilirken, suçluları da af edersiniz olur biter.

    Üç maymunarı oynamak isteyenler, hukuku hukukculara bırakabilir. Sonrası çıkıp, “adalet herkese lazım” feryadı basmamak lazım. Çünkü kendi düşen ağlamaz.
    Olmayan hukuku oluşturacak bizden başkası değil aslında. Adalet Mülkün temeli değilmidir?
    Bu temel; “kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma, başkası için de isteme” ahlak prensibini esas almaz mı?
    Toplum içindeki çıkar ilişkilerini düzenler hukuk. Bu ilişkilerin düzenlenmesini tek taraflı bir anlayışa bırakmak hukuk ve adaleti oluşturur mu? Bunun adı bal gibi hukuksuzluktur. Dayatmaya hukuk denebilir mi?
    Bu ülke gerçeklerine Fransız kalmayanlar, bu ülkenin DAYATMALAR CUMHURİYETİ olduğunu çok iyi bilir.
    Bu ülkede, anormalleri normal gören, yokluğun yerine varlığı koymaktansa yokluğa alıştıran, sorunları bitirmek yerine sorunların sürmesinden nemalanmayı amaçlayan ahlak anlayışı ve bu ahlak anlayışından oluşan hukuk var.

    “Sihirbaz ve ilizyonistlerin oyun başlamadan önce bir uyarıları olur. “Dikkatli izlemiyorsunuz!” . Sonunda mesaj verilir; “çünkü aldanmayı seviyorsunuz”

    Ünlü sihirbazların gösterileri üç bölümden oluşur. “vaat”, “dönüş noktası” ve “prestij”.

    Vaat, sunumun yapıldığı Andır. Dönüş noktasında, beklenmeyen şaşırtan olaylar gerçekleşir. İzleyicinin ağzı açılmış vaziyette; şaşkınlık ve gerginlik son safhada.

    Ve prestij; sahnede düğümün çözüldüğü an. Kaybolan tavşanın veya kuşun geri gelmesi gibi.

    Politikacıların da bunlardan bir farkı yok. Onların da numaraları üç bölümden oluşur.
    Önce meydanlarda vaatler başlar. Sanırsınız toplumsal tüm sorunlar halledilecek. Bütün yanlışlar sayılır meydanlarda ve sona erdirecek vaatleri..
    Daha sonra dönüş noktasına geçilir. Beklenmeyen, şaşırtan ve hüsrana uğratan olaylar geçer bu süreçte.” Diye başlamış bir yazar, “aldanmayı aldatılmaya mecbur olacak kadar mı seviyoruz” adlı yazısına.

    Dayatmalar Cumhuriyetinde, Yolsuzluk Ekonomisi Politikaları gereğince hazırlanan hukuk sistemi ilizyonistlerin kaybettiği tavşanı asla geri getirmez. Yani kaybolan eşeğin bulunması sizi asla mutlu etmez. Çünkü bulduğunuz eşek sizin kaybettiğiniz o eşek değildir.
    Sizin anlayacağınız sahnede çok kötü bir oyun sergileniyor.
    Ya oyunun prestij bölümü?
    Nasıl sağlanıyor prestij?
    Karşısındakinin ilizyonist olduğunu bile bile aldanmayı sevenler veriyor prestiji. Aldanmayı aldatılmaya mecbur olacak kadar mı seviyoruz. İşte mesele burada.
    Devlet işlerine karışmayanlara, kendi iş ve gücü ile uğraşan sessiz yurtaş diye mi bakmalı, yoksa üç maymunları oynayan hiçbir işe yaramayanlar diye mi?
    Bir politikayı ancak birkaç kişi ortaya koyabilir. Ama hepimiz onu yargılayacak yeteneklere sahip olmalı değilmiyiz?

    SORUNA ÇÖZÜM ÜRETEMEYENLER SORUNU BİLMİYOR DEMEKTİR.
    Yolsuzluk ekonomisi politikalarının, suçları; “siyasi suçlar”, “ ekonomik suçlar” diye sınıflandırma politikasının amacı, büyük suçları da masum suçlar arasına sokmak, veya tersine işlemle masumları suçlular sınıfına dahil etmektir.
    Örneğin; aynı siyasi görüşte değil diye cana kıymış adam öldürmüş bir adamı cezasız bırakmak gayesi ile onu masum göstermek için siyasi suçlu demek mümkün mü?
    Ya da öğrenim harcı kesildiği için, hak aramak sesini duyurmak için miting yapmış öğrenci siyasi suçlu gösterilip cezalandırılabilir mi?

    Küresel hukuk kavrayışı içinde, buna uygun uluslar arası sözleşmelerde DOLANDIRICILIK, YOLSUZLUK ve RÜŞVET toplumları helake sürükleyen SUÇLAR olarak tanımlanırken ve AĞIR CEZALARLA CEZALANDIRILMASI istenirken siz bunları MASUM SUÇLAR KATAGORİSİ ne koyabilir misiniz?
    Ya da tersine, SGK Prim borcunu, vergi borcunu, elektrik doğalgaz borcunu ödememiş veya ödeyememiş kimseleri EKONOMİK SUÇLU diye adlandırıp cezalandırmanız mümkün mü?
    Mümkün diyenlerin asıl amacı;
    Siyasal iktidar kaygısı ile işledikleri cinayetleri, komploları, suikastları, dolandırıcılık yolsuzluk ve rüşvet suçlarını ; mecburiyetten oluşmuş bu yüzden MASUM SUÇLAR olarak kabul edilmesi gerekir anlayışındadır ve bu anlayışı yaygınlaştırmak istemektedirler.

    Ne gerek var EKONOMİK SUÇ, SİYASİ SUÇ tanımlamalarına, bu tanımlamalarla oluşan kavram karmaşasına.

    Gerek var çünkü ya kurunun yanında yaş da yanacak, ya yaşın yanında kuru yanmaktan kurtulacak.

    KURUNUN YANINDA YAŞI YAKMAMAK İÇİN KURUYU DA YAKMAYACAKMIYIZ, ya da illa ki yaşı yakmak mecburiyetinde miyiz?

    Ayrıştırma yapmak mümkünken, tersine birleştirme yapmak niye? Yargılama imkanı varken yargısız infazda maksat ne?

    Bütün sorularınıza tek bir cevap vermek mümkün. Suçluları masum göstermek için suçsuzları suçlu göstermek anlayışı bunun adı. Bunun adı DAYATMA SUÇ TEORİLERİ İLE SUÇ TİPLERİ ÜRETMEKTİR.

    Maksat, bütün dünyada dolandırıcılara, yolsuzluk yapanlara ve rüşvet alanlara ağır cezalar verilirken; bu ülkede, “ekonomik suça ekonomik ceza” diye cezasız bırakmaktır.

    Ülkemizde son günlerde YARGIYI HIZLANDIRMA adına, YARGISIZ İNFAZI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN bir sürü düzenlemeler yapılmaktadır. Bu düzenlemelerde MÜDAHİL olmak, her vatandaşın VATANDAŞLIK GÖREVİ dir.
    Örneğin bu düzenleme ile bankaların, ÖZEL SEKTÖR alacaklarının tahsilinin önünde engel olan ANAYASAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE BAĞLI YARGILAMA, YARGISIZ İNFAZ OLUŞTURMA GAYRETİ İLE YOK EDİLMEK istenmiştir. Bu maksatla özel yasalar içinde bulunan dayatma suç teorisi ile üretilmiş suç tipleri; yargısız infaz yapmak için yasalardan çıkarılmış, ancak ön yargı oluşması için beyinlere kazınmaya çalışılmıştır. Maksat bu ön yargı ile yargısız infazdır.

    Tıpta genel bir kaide vardır. Cerrahi ameliyatlar özellikle füzyon cerrahi müdehaleler uzmanlar tarafından yapılır.

    İktidar olmak muktedir olmak, yani her işin uzmanı olmak anlamına asla gelmez. Hukuk oluşturmak da uzmanlık gerektirir. Muktedirlik hukuk oluşturmada da gereklidir.

    Muktedirlik toplumun çoğulcu katılımcı demokrasi efkarında oluşur.

    Uzman addedip bu ameliyeleri ehil olmayan kişilere bırakırsanız; ya yanlışlıkla başka bir organ zarar görür, ya da hastanın içine fazladan bir şeyler konur.

    Bizim uğraşımız bu dur. Ameliyatın doğru yapılıp hastanın şifa bulması.
    BURHAN İŞCAN burhaniscan.org burhaniscan@hotmail.com face boook.

  7. SACİT HATUNOĞLU Cevapla

    23 Ocak 2012 - 13:24

    SAYIN AVUKAT YAZINIZI OKUDUM TAMDA DEDİĞİNİZ GİBİ BU YASA ÇIKARSA ÇOĞU İNSAN MAĞDUR OLACAK DİYORSUNUZ.TABİ ÇOĞU HUKUK BÜROLARI KAPANACAK ÇÜNKÜ CEZAEVİ TEHDİDİ OLMADAN HACİZ OLMADAN İŞ YAPAMAYACAKSINIZ 500 TL LİK DOSYA MASRAFINA 2000 TL İSTEYEMEYECEKSİNİZ KİM CEZAEVİ KORKUSUYLA ÇEK ÖDÜYORMUŞ ŞAŞIYORUM.SİZ ANCAK TEHDİT YOLUYLA İŞ YAPARSINIZ.BURASI TC. VE ALLAH’I BİLEN HARAMI HELAL İ BİLEN ZATEN KUL HAKKI BİLİR OLMADIĞI ZAMAN CEZAEVİ TEHDİDİDE BORÇLUNUN UÖRUNDA OLMAZ.HEM ADLİ PARA CEZASI NIN VEYA CEZAEVİNDE BORÇLUNUN YATMASI NE ALACAKLININ NEDE BORÇLUNUN LEHİNE ADLİ PARA CEZASI VERİLDİĞİNDE O CEZANIN AVUKATLARA BİR FAYDASI ILUYORMU SİZE SORUYORUM. BIRAKIN EKONOMİSTLER PİYASA DEĞERLENDİRMESİ YAPSIN TACİRLER TİCARET AVUKATLARDA YASAL VEDE LEGAL YOLLARDAN TEHTİT UNSURU OLMADAN DAVALARINA BAKSINLAR YARGIYI OLMAYAN BİR DAVADAN DOLAYI MEŞGUL ETMESİNLER.
    BEN CEZAEVİNDE YATTIM SAYIN AVUKAT YARGITAYDAN DOSYASININ GELMEMESİNDEN DOLAYI 6 AY FAZLA YATANIMI,DOSYASINI BEKLERKEN BUNALIMA GİRİP İNTİHAR EDENİMİ,DEPRESYON İLAÇLARIYLA AYAKTA DURMAYA ÇALIŞANLARIMI SORARSIN GERÇİ SİZ NE ANLARSINIZ CEZAEVİNİ,YAZIK BIRAKINDA BORÇLU ARANMA KORKUSU OLMADAN RAHATÇA BORCUNU ÖDESİN YEREL MAHKEMELER VE TEMYİZ MAHKEMELERİDE GERÇEK İŞLERİYLE UĞRAŞSINKİ ADALET MEKANİZMASI HIZLI İŞLESİN

  8. iskoc Cevapla

    23 Ocak 2012 - 15:36

    peki sayin avukat;
    psikolojik baski uygulayaran evini kaldirdiginiz is adami intihat edip hayatina sor verdiyse ne olacak?
    coclugu cocugu telef olduysa mesela ,,
    yada mesela siz hangi grubun tasoronlugunu yapiyorsunuz?
    ne urettin hayatin boyunca ,ne kadar vergi verdin?
    insan haklari falan diy sitenizde yorumlar var cok guzel,hangi mantik borca karsilik hapisle cezalandirmayi savunur??caydiricilik tamm ama caydiramamis iste rakamlar sabit binlerce insan magdur ya hapiste ya kacak yani ne olmus kanun ise yaramamis yani caydiricilik ilkesi yok.
    SAHSEN BEN BENI MAHKEMEYE VERMEYEN HERKESIN BORCUNU ODEDIM haal da oduyorum ticari iliskimde devam ediyor , kiytiriktan adamlar var hapis czsi cikartan ,bunlarin bazilari adli para cezasi cikinca devlet benden alip bunlara vericek sandiklari icin vermislr beni mahkemeye adamlar simdide davadan vazgecemiyor nedenide avukat ben alacagimi isterim benim alacagim ne olcak diyor,yani adam istesede davasindan vac gecemiyor.
    yani sevgili avukat arkadaslar,bukanunda mama bitti,

  9. M .BAŞER Cevapla

    23 Ocak 2012 - 16:46

    YA arkadaşlar Avukatlar 3 yaargı reformu Paketinde neden diğer reformları tartışmıyorlarda.İCRA İFLAS yasasındaki degişiklikleri tartışıyorlar.Türkiyenin yıllardır kamburu borçtan dolayı hapis yatan hangi avrupa ülkesi vatandaşı var.Kıllıgına evden buzdolabı çıkarılan kim var.Avukatların Bankaların işine gelir mi bu yasalar tabiki tepki gösterecekler.her borcunu ödemeyen dolandırıcımı Batmak diye bir şey yokmu o zaman her batan kafasına kurşun sıksın bankalar önüne gelene kredi kartı dagıtırken avukatlaramı danıştılar.EEEE 10 lira borcu 100 et gel öde ödemessen seni hapis yatırrım bak dolabını çıkarrım bak ele güne rezil ederim bumu borç tahsil yöntemi geç bile kalındı orman kanunu degişsin…

  10. Celal Toparlaklı Cevapla

    23 Ocak 2012 - 18:55

    Sevgili Avukat bey kardeşim.
    İcra ve iflas kanunlarının değişimi sizin gibi elit tabakaya nedense zor geldi.Bundan sonra alacağı kimin tahsil edeceğini merak eder oldunuz.Birşeyler ima eder gibi görünüyorsunuz bana.Bu ülkenin savcılarıda var hakimlaride.Bankaların zulmü ile yıllardır boğuşan kişiler artık bankalarında kendilerine çeki düzen vermesi ile birlikte daha çalışır bir hale gelecektir.Tefeci avukatlardan bu ülke çok çekti.Borcunu ödeyemeyen insanlara az psikolojil zulüm yapmadınız.Bu zulümü artık AİH uygulamalarına uygun olarak sizler göreceksiniz.Avukat olmak kolay para kazanma yolu değildir.Avukat olmak yerine göre ödeyemeyen kişiyide savunarak nedenlerini ortaya çıkarmaktır.Kuranı Kerim de Bakaya suresinde bir ayetde şöyle der.Borcu olupda ödeyemeyenlere ödeyebildikleri zamana kadar zaman verin.Onları terslemeyin.Çalışmalarına fırsat verin.Ödeyemeyenleri affetmek sizler için daha hayırlıdır.Sen Allah dan dahamı büyüksünkü ahkam kesiyorsun Avukat bey.Artık bu ülke silkiniyor.Kendine geliyor ve Demokrasi yavaş da olsa yerleşiyor.Sevgiler.

  11. mustafa Cevapla

    24 Ocak 2012 - 19:15

    aman ne güzel yasa
    çeki ver ödeme ,evıne dokunmasınlar .malına dokunmasınlar.ceza vermezsınler .neden ödiyesinki.bankayada para yatırmazsın olur biter.nasıl olsa nereden buldun yasası yok .nasıl geçınıyorsun soran yok tabiki ödemıyeceksın.
    Asil tehlıke burada başlıyacak .şunu sormak gerekmıyormu:nasıl tahsıl edeceksın bu çeki.işte bu durumda tahsılarçılar devereye gırecek iş dahada kotuye varır.benım düşüncem bu .saygılar

  12. şükran mutlucan Cevapla

    21 Nisan 2012 - 10:17

    yasanını biran önce çıkması lazım.artık borç ve alacak dengesinini daha sağlıklı zemine oturması gerek insanların aynı anda borcuda olur alacağıda yasalarımız var ancak uygulamada sıkıntılar var avukatların bir kısmı tahsilatçı olanlar kitaba uymak yerine kitabına uyduruyor.şu anki yasaya göre bile evdeki gerekli eşyayı kaldıramazlar.ancak buna uymuyorlar.evimizdeki eşyaların hangisi ihtiyaç değil.insanların bir liralık borcunu yuz liraya çıkarıranız zulüm edersiniz.vallahi bu para size de yaramaz.vicdanlarını bu kadar kaybetmeyin gün olur o gerçek adalet sizede lazım olur.o zaman biz ne yaptık dersinizde geç olur.

    ş
    ,,

  13. yörük Cevapla

    24 Nisan 2012 - 14:33

    borç sıkıntısı ve avukat kıskacından insanlar kaçak yaşıyor adres belirtemiyor çoğu eşinden boşanmak zorunda kalıyor çocukların bu hengamede eğitimleri altüst oluyor aileler parçalanıyor kaçak yaşarken çalıştığı yerde sigorta yaptıramıyor sağlık hizmetinden yararlanamıyor eşlerde ve çocuklarda oluşan travmalar ve ezikliklerin telafisi var mı bu insanlar pazara giderken bile gözü arkada kalıyor hayat zaten dargelirli için çok sıkıntılı bu sıkıntıda olanların evlerini talan ederek hayatı durma noktasına getiriyorsunuz evinizde tüm gerekli eşyalarınız var değilmi size eğer lazımsa inanın herkeze lazım bigisayarınız olmadan büronuzda hangi işinizi yaparsının bizimde çocuklarımızın eğitimlerinde vazgeçilmez evlerinizde klimalarınız konforunuzu sağlıyor değilmi buzdolabınız olmasa çocuğunuzun içecek sütünü muhafaza edemezsiniz bunlar sizler için gerekli vede lüzumlu eşya ise inanın bizim içinde aynı gerekli vede lüzumludur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>