HERKES İÇİN ADALET ADALET İÇİN AVUKAT|Cumartesi, Aralık 20, 2014
  • Sosyal Medya

İnsanları kandırmak, kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolay 

yalan


Mark Twain’ in, “İnsanları kandırmak, kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolaydır” sözünü bir kez daha okudum.

Avukatlık yapabilmek için mecburen üye olunan barolardan İstanbul Barosuna üyeyim. Bu sebeple, iş güç derken adliyelerde avukat olarak yaşadığım sıkıntılarda kızınca, çaresiz kalınca, elbette baro nerede diyen avukatlardanım ama bir farkla…

Bu fark, özellikle adliyede yaşanan sıkıntıdan sonra unutup, kızgınlığı geçince, işine gücüne dalan avukatların aksine…. baro neden böyle ve nasıl düzelecek diye kafa yorup, tepki oklarını eleştiri olarak yöneltebilmekte… Baronun varlık sebebini sorgulayabilmekte…

Çünkü, avukatların baroya yabancılaşmasını ele almadan, barodan çözüm beklentisinin anlık bir ruh halinin ötesine neden geçemediğini anlayamayız.

İstanbul Barosu seçim ikliminde, avukatlar birden adliyelerde yaşadıkları sorunları… ve baro nerede? diyerek kızdıklarını unutup, “aman barodaki yapı bozulmasın”, “aman baroyu kaptırmayalım”, “hocamız dik duruyor şimdi at değiştirmek olmaz” v.b. akıl dışı bir psikolojik iklime savrulup aman “oylar bölünmesin” histerisine dönüşen bir “hırsla”, oylarını verip “rahat”ladıktan sonra tekrar aynı “kısır döngüye” mahkum olup, bir kaç ay sonra, adliyedeki bir sorunu yaşayınca baro nerede diyecek kadar baroya, avukatlara, sorunlarına, kendisine yabancılaşmış bir meslektaş tavrını, çok iyi düşünmek, sorgulamak lazım…

BİR METAFOR….

Fırıncılar odası diyelim, üyeleri için bir fırıncı başkan adayının arkadaşının firmasına servis işini ihalesiz verip fırınlar arası servis koysa; fırıncıların parasını, imara kapalı yazlık bir bahçeye yedi milyon TL harcasa; sonra fırıncılara verilmiş odalara fahiş fiyatla mobilyalara beş yüz bin TL harcasa; gelir giderleri, harcamaları, yönetim kurulu kararlarını, sözleşmeleri, mal ve hizmet alımlarını web sitesinden yayınlama sözünü, fırıncılar odası seçimi öncesi verip, seçimden sonra iki yıl hatırlamasa….

Fırıncılar odası iyi çalışıyor, neden eleştiriyorsunuz diyenlere bir fırıncı ne der bilmiyoruz ama bu durumun aynısına bir avukat yeter der…. burası hukuk kurumu burası baro, burası avukatların sorunlarını çözmek için var der..

Yoksa, Fırıncılar Odası v.b. sivil toplum kuruluşlarının da yapabileceği şeyleri baro çalışıyor diye “yutturmak”, gerçekler yerine, “ibra edilmeyecek işlemleri”, yutmaya hazır avukatlar olmasa mümkün olabilir mi?

Bir yıldır internet üzerinden ve Genç Baro gazetesi ile adliyelerde, avukat bürolarında dağıtılan gazeteler üzerinden, haykırıyoruz. KRAL ÇIPLAK diye… avukatlara kanmayın diyoruz, rüya gibi tesis, sağlıkta devrim, servis, v.b. reklamlara.. arka planında, hesap vermeyen, etik olmayan ve baroyu zarara uğratan, yaptığı uygulamaları ve aldığı yönetim kurulu kararlarını saklayan, baroda saklanan gerçeklerin üzerine, gizlilik perdesini örten bir yönetim anlayışını sorgulayın diyoruz…

Aaaa ne güzel bir tesis açılmış, baronun bir yeri olmasın mı…. adliyelere arası servis konmuş neden eleştiriyorsunuz……. Ofluoğlu’na ait Alman hastanesi ile anlaşmış baro neden karşı çıkıyorsunuz… balyoz davasında dik durdular neden eleştiriyorsunuz… baro odalarına mobilyalar konmuş konmasın mı? siz eleştirmiyorsunuz saldırıyorsunuz… akp size madalya taksın diyen….

İstanbul Barosu yönetim anlayışı sahipleri ve yandaşlarına, artık bir şeyleri açıklamaya, anlatmaya çalışmayacağız….

AVUKATIN SESİ artık gür çıkacak…. barodaki seçimin bir çözüm anahtarı olduğunu, avukatların temel sorunlarına basit çözümleri getirecek, çözüm odaklı bir baro yönetim anlayışının seçilmesine…. yalanların değil gerçeklerin anlaşılması ile ulaşılacağını göstereceğiz…

Eleştirileri… Genç Baro üzerinden tekrar tekrar anlatarak….
tane tane açıklayarak gizlenen gerçekleri… avukatların vicdanına ve aklına sesleneceğiz….

AVUKATIN SESİ ile…..
çözümün bir sır olmadığını.. “görmek için önce bakmak gerektiğini” önlerine bir halı gibi serecek..
madde madde neden ve nasılı ile somut uygulanabilir çözüm programımızı madde madde imzaya açarak binlerce avukatın iradesini İstanbul Barosu seçimlerine taşıyacağız…

16 bin bağımlı çalışan işçileştirilmiş avukatlar başta olmak üzere…
5 bin cmk ve 5 bin adli yardım görevi yapan avukatların sorunlarının çözümünden..
yargıda her gün sorunlarla boğuşan, büro masrafları ile boğulan avukatlara çözüm kapısını birlikte açmayı teklif edeceğiz.

biliyoruz…
İstanbul Barosu avukatlarından yönetimdeki anlayışa oy vermiş ve verecek olan avukatları kandırılmış olduklarına ikna etmek çok zor, çünkü kandırıldığını kabul etmek herkes için zordur..

Örneğin, ortada “sağlıkta devrim” falan olmadığını avukatlara atılan kazık olduğunu ancak hastanede yaşayan avukatlar başlarına gelince görebiliyorlar… Yoksa 6 yıllık TBB uygulamasından zaten avukatlar istedikleri hastaneye giderek yararlanabiliyorlar… İstanbul Barosu gölge etmesin yeter…

Ya da Kanlıca’da, avukatların aidatlarından verilen yedi milyon TL’nin(eski para ile 7 trilyon), imara kapalı bahçenin değeri üstünde harcama olduğunu….. tüm İstanbul’lulara açık bir bahçede 40 TL ye tandır yemenin 4 TL ye çay içmenin bindirilmiş fiyatlar üzerinden bir avukat indiriminin traji komikliğini ancak oraya gidip benzer hatta daha iyi yerlerle, gerçek sosyal tesislerle ( İstanbul Ticaret Odası, Tarabya Hakimevi, Sabancı Öğretmen evi v.b. ) kıyaslayabilenin, bu gerçek sosyal tesislerin avukatlara açılarak indirim sağlanmasının, avukatları İstanbul’da bir çok tesise kavuşturabileceğini, bunun için yedi trilyonu “çar çur etmenin” gerekmediğini, görebileceği gibi… zaten herekse açık bir bahçeye baronun neden avukatların aidatlarından 7 milyon TL harcandığını sorabilecek bir cesur sesi duymadıkça..
Aaaa ne güzel bir tesis açılmış, baronun bir yeri olmasın mı.. mantıksızlığını, yabancılaşmış avukatlardan duymanın normal sayılması gibi…

kendi kendine tarafsız olduğunu söyleyen, bir iki yandaş ve candaş web sitesinin madalyonun parlatılan yüzünü gösterip, baro web sitesinden kopyala yapıştır yaparak habercilik ve yorumculuk yapması komedisini ciddiye alan, sayısı az da olsa sorgusuz sualsiz, “gerçek zanneden” avukatlara, madolyonun dökülen gerçek yüzünü göstermek, görmek için önce gerçeklere bakmak gerektiği gibi…

her şeye rağmen, yalana değil gerçeğe değer verecek avukatların ezici çoğunluğu oluşturacağına inanıyoruz,
çünkü hukuka ve avukata inanıyoruz…

Gerçekleri göstermek bizden,
gerçeklere bakıp bakmamak, kandırıldığını kabul edip etmemek avukatlardan…

AVUKATIN SESİ

Benzer Yazılar:

About the author: setenay

lawyer

Yorum Ekle